Hayallerine Kanat Aç!

Reklam

Haluk Bayraktar’dan Gençlerimize

Haluk Bayraktar’dan Gençlerimize

Yerli insansız hava araçları Bayraktar’ın üreticisi Baykar Makine’nin Genel Müdürü Haluk Bayraktar, insansız hava aracı geliştirme konusunda engellemelere rağmen Türk insanının bu alanda bir irade ortaya koyduğunu belirterek, “Bizim için askerimizin polisimizin tırnağına zarar gelmesini engellemek en büyük şereftir” dedi.

Milli ve özgün olarak geliştirdikleri Mini İHA, Malazgirt Sınıfı Mini İnsansız Helikopter ve son olarak Bayraktar Taktik Blok (TB)-2 ile Baykar önemli başarılara imza atan Baykar şirketinin genel müdürü Haluk Bayraktar, Selçuk Üniversitesi’nin dergisi Selçuk Bakış’a röportaj verdi, İHA teknolojisinde Türkiye’nin geldiği nokta ve İHA’ların geleceği üzerine konuştu. İşte o röportaj;

Ülke tarihimiz için büyük bir başarıya imza atan Baykar’ın kuruluş hikayesinden bahsedermisiniz?

Baykarbir aile firması, 1984 yılında babam Özdemir Bayraktar tarafından otomotiv sektörüne hassas talaşlı imalat parçalarının üretimi için kurulan bir firma. Özdemir Bayraktar idealist bir makina mühendisi. İTÜ Makina lisans eğitiminin ardından aynı bölümde yüksek lisans eğitimini tamamlayarak 1972 yılında mezun olmuş. Mezun olduğu tarihten itibaren hayatı boyunca sanayi içinde olmuş. Segman fabrikasının kurulumundan, Burdur’da Burtrak isimli Türk Sanayi için ilklerin yer aldığı traktör fabrikasının kurulumu vb. birçok sanayi tesisinde teknik yöneticilik yapmış. Hayatı boyunca çalışan, düşünen ve tasarlayan bir tarzı benimseyerek yaptığı işlere kendine hep adamış, gecesini gündüzüne katmış. Profosyonel hayatı sonrasında Baykar firmasını kurmuştur. Baykar’ınhikayesi aslında tek bir matkap ile başlıyor. Otomotiv sektörüne parça üretmek için satın alınan tek bir matkap ve adım adım ilerleyerek bugünlere geliyor. Ç

ocukluğum kardeşlerimle birlikte hep onun yanına makina atölyelerinde geçti. Manuel tezgahlardan, röle kontrollü sistemlerde oradan bilgisayar kontrollü tezgahlara yine tasarımların cetveller ile yapıldığı dönemlerden bilgisayar destekleri tasarım gibi sanayinin gelişiminde devrim niteliğindeki tüm aşamaları biz Baykar’da çocukluk yaşlarımızdan itibaren babamın yanında gözlemledik. Böylelikle üretim kültürü içerisinde bir hayatımız oldu. Otomotiv selçukbakış 13 Sayı’45 sektörü içinde çalışırken her zaman en zor işlere talip olduk. Hassas dişli kutularından, hidrolik pompa valflerine kadar işlediğimiz ve ürettiğimiz parçalar hep hassas tolerans gerektiren işlerdi. Teknolojiyi her daim yakından takip ederek uygulamaya çalıştık. Örneğin babam her zaman bir yandan makinalarda parçalar işlenirken bir yandan kendi makinalarını tasarlayıp üretmek için günlerini aylarını harcardı. Bugün ülkemizin envantere giren ilk milli insansız sistemlerini yapabildiysek bunun arkasında aslında böylesine bir üretim ve geliştirme kültürü içerisinde yer almamız yatıyor.

Havacılık dünyasına nasıl girdiniz?

Aslında bu sektöre girmeden önce de havacılığa meraklı bir aile yapımız vardı. Havacılık ve teknolojiye merakımızı, küçük yaştan itibaren model uçaklar geliştirme gibi faaliyetlerde bulunarak geliştirdik. Babam 1987 yılında amatör pilot kursuna katılmıştı. Bizde onunla birlikte uçuş derslerine giderdik. Burada tabi ki kardeşim Selçuk Bayraktar’a ayrı bir yer vermek geriyor. Selçuk, 2002 İTÜ Elektronik Bölümünden mezun oldu. Üniversite yıllarından bu yana hem model uçaklar hemde robotlar üzerinde çalışıyordu.Kendisi Amerika’dan burslu olarak Upenn ve MIT gibi okullarda yüksek lisans eğitimi aldı, sonrasında Georgia Tech’de doktora çalışmalarına başladı. Bu konuda onun ABD’de aldığı eğitimlerve yaptığı çalışmalar bizim de havacılık alanında ülkemizde neler yapabileceğimize dair arayışlara yöneltti ve ‘bizim bu teknolojiyi Türkiye’degeliştirmemiz lazım düşüncesiyle işe başladık. Selçuk, ABD’de o dönemde dünyada ilk defa insansız hava araçlarının otomatik formasyon uçuşunu gerçekleştirdi, yine helikopterlerin otomatik agresif manevralar yaparak inişi vb. zor problemler üzerinde çalışarak başarılı sonuçlar elde etti. Bende o dönemlerde yurtdışı eğitimim sonrasında Türkiye’ye dönüş yapıp imalat sektöründe Baykar bünyesinde çalışmaya başlamıştım. Babam her zaman çocuklarının kendi ülkesine hizmet etmesi gerektiğine inanırdı ve yurtdışında uzun süre kalmamıza razı değildi. O dönemde İHA gibi havacılık arenasında paradigma dönüşümünü ifade eden, gelecekte çok büyük potansiyele sahip ve de teknolojinin en ileri aşamalarının uygulandığı böylesine önemli bir alan Türkiye yeterince kendine yer edinememiş olduğunu fark ettik. Baykar bünyesinde çalışmalarımızı bu alanda yoğunlaştırdık ve insansız hava aracı sistem ve alt sistemlerinin milli olarak tasarlanıp üretilmesi amacıyla bir Ar-Ge çalışması sürecine girdik.

İlk olarak 2004 yılında İTÜ’den Uzay Mühendisliği ve Elektronik Bölümü’nden öğrencilerle bir araya gelerek Topkapı’da ufak bir atölyede 7-8 kişilik bir ekiple insansız uçakların uçuş kontrol sistemleri yazılımlarının geliştirilmesi çalışmalarına başladık. Aslında bugünden geriye baktığımızda “basit” olarak görünen ancak o dönem içerisinde teknolojik olarak ilk olan bir sistem geliştirdik ve bu adımlarla ilerleyerek daha iyiyi yapmanın peşine düştük. En öncelikli alan olarak uçuş kontrol sistemi gibi alt düzey sistemlerin yazılımlarına odaklandık. Sonraki süreçte ise bunun özgün elektronik donanım altyapılarını oluşturduk. Geliştirdiğimiz sistemleri model bir uçak üzerine monte ederek ilk otonom uçuşumuzu Eylül 2004 tarihinde gerçekleştirdik.

2005 yılında SSM mini insansız hava aracı geliştirme ve tedarik projesi başlattı. Başka firmalar ile birlikte bizide bu proje için davet ettiler. Herhangi bir Ar-Ge desteği olmaksızın gece gündüz mini İHA geliştirmek için çalıştık ve aynı yıl içerisinde uçuş gösterimini yaptık. Bu projeye katılanlar arasında bizim haricimizde hava aracının hem gövdesi hem de elektronik ve yazılım sistemlerini geliştiren yoktu. Hazırcılığa kaçmayalım en doğrusu olsun bakış açısıyla tüm bileşenleri özgün olsun diyerek bu riski aldık, yurtdışından hazır sistem alarak ilerlemeyi tercih etmedik. Bu yarışmada 1.ci geldik ve Kara Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan 19 Mini İHA projesini kazandık. Proje, 2006 yılında imzalandı. 2007 yılında bu mini İHA’larenvantere girdi.

Mini İHA, TSK tarihinde envantere giren ilk milli insansız hava aracı sistemi oldu. O dönemden bu yana 200’ün üzerinde mini sınıfı İHA teslim edildi.Bugüne dek 100 binin üzerinde uçuşu olan bir sistem ve aynı zamanda yurtdışına ihraç edilen ilk milli hava aracı sistemi. Bu üründeki başarı bizi daha da ileri noktalara taşıdı. Mini İHA Proje sözleşmesi imzalanması 1 yıl gibi süre aldığından o arada Malazgirt mini insansız helikopterini geliştirmeye başladık. Malazgirt projesinde Şırnak’ta 6.Motorlu Piyade Tugayı’nda karargâhın bir odası atölye yapılarak 15-20 adet helikopter ürettik. Asker ve sivil mühendislerin bir araya gelerek bizzat sahada yani kullanım arenasında bir teknoloji geliştirmesi Türkiye Cumhuriyeti’nde bir ilk oldu. Bu çalışmada yine tamamen kendi kısıtlı imkanlarımızla 3 sene boyunca yürütüldü. En sonunda Kara Kuvvetleri ihtiyacı için deneme maksatlı 4 adet sipariş aldık. 6 ay gibi bir sürede Malazgirt Döner Kanat İHA’ları teslim ettik.

Bu sistemler, sınır içi ve dışındaki görevlerinde bizzat askerler ile birlikte çalıştı. Ancak tüm desteğimize, emeğimize, eksiksiz ve hatasız kabul aşamasını geçmiş olmamıza ve teknolojik olarak dönemin en ileri sistemleri olmasına rağmen maalesef bir kısım menfi bürokratik engellere takıldık ve Malazgirt İHA Sistemleri’ni daha da ileriye taşıma imkanımız elimizden alındı. Malazgirt projesi ülkemizde o dönem içerisinde savunma sanayinde bürokratik engelleme vakası olarak derslere konu olacak ibretlik bir süreçtir. Mini sınıfı sistemlerdeki başarımız sonrasında SSM tarafından 2007 yılında prototip gösterimi ve nihai üretim olacak şekilde 2 aşamalı olarak başlatılan Taktik İHA Projesine davet edildik. Maddi olarak herhangi bir Ar-GE desteği olmaksızın üstüne birde projeye girebilmek için karşılıksız şekilde teminat mektubu sunarak bu projeye girdik

Geliştirdiğimiz Prototip Bayraktar Taktik Blok1 İHA, 2009 haziran ayındaki ilk uçuşunda kalkış, seyir ve inişi otomatik olarak başarıyla tamamladı. Bizden başka performansı tamamlayabilen olmadı ancak bu seferde maalesef sahadaki ispatlı uçuş performansımızın önüne koridorlarda uçabilme çıktı. Bu projede 2 sene boyunca sözleşme imzasını bekledik. Çok sıkıntılı dönemlerdi. Birçok kez havlu atma noktasına geldik ancak bizleri manevi desteği ile hiçbir zaman yalnız bırakmayan insanlar devam etmemizi sağladı. En sonunda 2012 yılında Bayraktar TB2 sözleşmesi yürürlüğe girdi. Bugün artık operasyonların vazgeçilmezi olan Bayraktar TB2 o dönemlerde yıllarca bekletilmesinin ne kadar acı bir durum olduğunu sözlerle tarif etmek mümkün değil.

2014 yılında proje kapsamında geliştirdiğimiz Bayraktar TB2 ile Cumhuriyet tarihimizdeki uçuş süresi, uçak irtifası rekorlarını kırdık. 2014 Kasım’da ilk sistemler başarıyla teslim edildi. Elektronik, yazılım ve platform tasarımı olarak %100 milli olacak şekilde sözleşmemizi yüzde 93 yerlilik oranıyla tamamladık. Düşünün o tarihlerde henüz TSK envanterine girmiş milli bir piyade tüfeği dahi bulunmaz iken ki 150 yıldır ülkemizde milli piyade tüfeği geliştirilmemişti, İHA gibi bir alanda rekor seviyede yerlilik ile bu projeyi tamamladık.

Bu başarı, yurtdışından hazır alıp montajcı bir anlayışla ilerlemedik bilakis ana sistemlerden en alt seviye sistemlere kadar yani hava aracından, uçuş kontrol sistemine, servo kontrollerinden güç sistemine, görev bilgisayarından ataletsel seyrüsefer sistemine kadar tüm kritik alt bileşenleri milli ve bağımsız bir şekilde geliştirme anlayış ve uygulaması ile bu başarıldı.

Türkiye’de havacılıkta dönüşümü yakalamak için insansız hava aracı teknolojisinin oldukça önemli olduğunu biliyoruz. Peki bu teknolojiyi bize anlatır mısınız, İnsansız Hava Aracı nedir?

İnsansız hava aracı denildiğinde içerisinde pilot olmayan ve içine yerleştirdiğiniz çeşitli yazılım sistemleriyle kendi kendine otonom diye tabir ettiğimiz kendi kendine uçma ya da uzaktan güdümleme kabiliyetine sahip hava aracıdır. Hava aracı aslında sistemin bir parçası. İHA Sistemi ana bütün olarak düşünüldüğünde hava aracı platformundan, yer sistemlerine, sensör ünitelerinden, haberleşme sistemleri vb. birçok ana bileşenden oluşmaktadır. Tabi fiziksel ölçek, görev ve fonksiyon olarak birçok farklı sınıfta İHA’lar mevcut. İş öyle bir noktaya geldi ki artık cep telefonu gibi yanınızda taşıyabildiğini sistemlerden tonlarca ağırlığa sahip sistemlere kadar geniş bir yelpaze mevcut. Aslında kısaca otomotiv dünyası için elektrikli otonom araç ne ise veya bilişim dünyasında yapay zeka ne ifade ediyorsa havacılık dünyası içinde de İHA’lar aynı durumda. Türkiye, herkesin bildiği üzere havacılık teknolojisinde cumhuriyetin ilk yıllarında bir atılım olsa da sonrasında devam ettirilmemesinden dolayı ilerleyemedi. Ancak insansız hava aracı gibi havacılıkta yeni dönüşümler Türkiye için bir fırsat.

Bu işin merkezinde olarak siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

İHA’lar aslında ülkemiz için havacılık arenasına en önemli fırsatları bize sunuyor. Biz bu alana girerken hep bu işin bir kıvılcım olacağını ifade ettik. Nuri Demirağ, Şakir Zümre, Nuri Kıllıgil, Vecihi Hürkuş vb. nice girişimcilerin, değerlerin öneminin anlaşılmaması veya kasıtlı olarak durdurulması ülkemize her anlamda çok şey kaybettirmiştir. O dönemlerde bu tür milli girişimcilerin, risk alarak servetlerini hayatlarını ideallerine adayanların önleri kesilerek maalesef hazırcı distribütörlere yol verilmiştir. Bu durum ülkemiz sanayisi açısından ciddi olumsuz sonuçlara yol açmıştır.Bugün hala milli bir otomobil markamız yoksa bunun nedeni aslında o dönemlerden bu yana yapılan hataların bir anlamda bir birikimi. Bu durumun değişmesi adına özellikle savunma sektöründe 2004 sonrasında milli ve özgün geliştirme modeli uygulamaya kondu. Bununda en somut çıktısı bir anlamda geliştirilen milli İHA Sistemleri ile alındı.

Bayraktar TB2 bugüne dek 35,000 üzerinde uçuş saati ile ülkemize vatan savunmasında hizmet etmiş, sayısız operasyonda yer almış, sınır içi ve dışında askerimizin güvenliğinin sağlanmasına katkı sunarak, operasyonlarda kuvvet çarpanı olmuştur. İHA teknolojisi, sistem ve alt sistemleri ile kendi başına sektör oluşturabilecek derinlikte bir alan. Geçmişte yaşadığımız ve size çok azını anlattığım engellemelere rağmen milletimiz bu alanda bir irade ortaya koydu, kendi insanımıza ve mühendisimize güvendiğimizde nasıl sonuçlar alabileceğimize güzel bir örnek ortaya çıktı. Bizim için askerimizin polisimizin tırnağına zarar gelmesine engellemesi büyük şereftir. Aynı zamanda stratejik açıdan böylesine önemli bir teknolojide bağımsız bir şekilde Ar-Ge ve üretim kabiliyetine sahip olmak da bir güçtür. Bu örneği yaşatmak, yine bu ve benzeri alanlarda, ülkemiz için önceliği bulunan konularda bu iradeyi devam ettirmek, milli ve özgün geliştirme modelini sürdürmek bizi çok ama çok daha ileriye taşıyacaktır hiç şüpheniz olmasın.

İnsansız hava araçlarıile ilgili gelecekte bizi neler bekliyor ve firma olarak sizin hedefleriniz neler?

Baykar olarak bir yandan Bayraktar TB2’nin seri imalat faaliyetlerine devam ederken bir yandan da çok daha ileri sistemlerin geliştirilmesi için yoğun bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu sistemler her geçen gün sahada hem askeri hemde sivil alanda giderek yaygınlaşıyor. Aynı zamanda havacılık dünyasında birçok farklı uygulamanın önünü açıyor. Genç neslin bu süreçte çok önemli olduğunu söylediniz.

Genç kardeşlerime eğitim hayatlarında proje odaklı somut çalışmaların içerisinde yer almalarını, özellikle farklı disiplinlerden oluşan takımların içerisinde yer alarak gerek proje yarışmaları gerekse ülkesine değer katacaklarını değerlendirdikleri ve motive oldukları konularda erken yaşlardan itibaren yer almalarını tavsiye ederim. Gençlerimizin erken yaşlarda deneyerek yaparak öğrenme süreçlerine destek olmak, proje aşamalarında onlarından yanında yer alabilmek ve girişim merkezlerinde fikirlerini hayata geçirmelerine ufak da olsa katkıda bulunmak amacıyla Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’nın kuruluşunda yer aldım. Bunun ülkemizin geleceği için kritik önemde olduğunu değerlendiriyorum. Hepimiz bu güzel ülke ve milletin bizlere sunduklarını bir şekilde uğruna seferber etmeliyiz ki geleceğimizi olduğumuz durumdan daha ileriye taşıyalım.

 kokpit.aero’ya teşekkür ederiz.